25 Mayıs 2011 Çarşamba

Umutsuz Ev Hanımları


Haftasonu tam bir curcunaydı benim için. Kuzenimin yanında Eski Foça'ya gittim değişiklik olsun diye ve umutsuz ev hanımlarından nasihatlar dinledim 2 gün boyunca. Nasihatlar klasikti. Önce 'aman öğrenciliğinin kıymetini bil' ve 'aman işini gücünü eline almadan sakın evlenme' ardından 'aman evlenince sakın hemen çocuk yapma, geç doğur'. Bu nasihatları bana eden en başta benden 8 yaş büyük, ev hanımı olan kuzenim ve aynı yaşlarda olan komşusu. Akabinde 'şimdiki aklım olsaydı' ile başlayan cümleler. İkisininde 4 yaşında kız çocukları var. Hele bir de kuzenimin kızı var ki tam bir cadı! Sürekli kapris, ağlanmalar, sızlanmalar. Erkek çocukları daha yaramaz diyenler halt etmişler. Anamdan emdiğim sütü benim bile burnumdan getirdi iki günde. Ki normalde çocuklarla iyi anlaşırım ancak ufaklığının annesi dışında herhangi bir dişi varlığa tahamülü yok. 'Benim ödevim var, okuhyom ben' diyerek ikinci günü evime döndüm. Ve bir kez daha anladım ki çocuk, çocuk herkesin harcı değil, zor hem de çok zor kardeş...






3 kişi ahkam kesmiş:

Profösör dedi ki...

Her şeyin bir zamanı var..

Bir şizofreni günlüğü dedi ki...

Blogun gerçekten çok güzel ve çok doğal yazıların var alıntı yapmıyorsun demek istediğim

Ayşa (Ayşe Nur) dedi ki...

bir şizofreni günlüğü, yazılarımı doğal bulmana sevindim,seviyorum böyle içimden geldiği gibi :)